Deneme

24 Kasım 2010 Çarşamba

Fırında Brokoli

Brokoli ister salatada ister yemeklerde severek yediğimiz bir sebze. Son olarak denediğim tarifi biz ailecek beğendik. O nedenle sizinle de paylaşalım istedik.















Malzemeler:
1 paket (500 g) brokoli
2 adet patates
2 adet havuç
2 adet kuru soğan
100 g beyaz peynir
100 ml krema
Yarım çay bardağı zeytinyağı
2 çay kaşığı tuz
1 tutam nane
1 tatlı kaşığı karabiber

Yapılışı
Brokoliler haşlanır.
Havuç ve patatesler rendelenir.
Soğanlar yemeklik doğranır.Tencerede zeytinyağ ile birlikte bir miktar kavrulur.
Soğanların rengi değişmeye başlayınca rendelenmiş havuç ve patatesler ve 1 çay kaşığı tuz tencereye ilave edilir. Tüm malzemeler biraz kızarıp kavrulana kadar arada karıştırarak pişirilir.
Bir borcama pişen karışım yayılır. Üzerine haşlanmış brokoliler dizilir.
Küçük bir kapta beyaz peynir, krema, 1 çay kaşığı tuz, nane ve karabiber eklenerek karıştırılır.
Brokolilerin üzerine hazırlanan karışım dökülerek 200 derece fırına verilir.
Üzeri kızarana kadar pişirilir. Afiyet olsun.

12 Kasım 2010 Cuma

Yeni Meleğime




















Hoşgeldin kızım,
Çekirdek ailemize abinden sonra sen de teşrif ediyorsun inşallah. Aramıza katılmana henüz zaman olsa da artık varlığını hissedebiliyor olmamız senin de bizimle olduğunu gösteriyor. Şükürler olsun ki annelik lütfunu ikinci kez yaşıyorum.
Seni gönderene sonsuz şükürler...

11 Kasım 2010 Perşembe

1,5 yaş duası

''Allah'ım, Bana akıl ver; fikir ver; şükür ver.''
Oğlum yeni yeni dua etmeyi öğreniyor. ''Amin'' demekle başladık önce. ''Allah'ım'' ve ''amin''. ''Allamin'' dedi minişim dilinin döndüğünce. Sonra ben söyledim o tekrarladı:
- Allah'ım
- Allamin
- Bana akıl ver.
- Akiiiii
- Fikir ver.
- Fikiiii
- Şükür ver.
- Şüküüü
- Amin
- Amin
Rabbim kabul olunan dualardan eylesin dualarımızı. Doğaçlama bir dua ettik oğlumla ancak bu kadar oldu. Buna şükür. Allah hayırlı şeylere gönlümüzü düşürüp hayırlısıyla istemeyi nasip etsin inşallah.

10 Kasım 2010 Çarşamba

Kara Üzüm Reçeli
















Bolu'dan gelen teyzemiz bizlere değişik bir kara üzüm getirmişti beraberinde. Bahçesinden toplanmış mis kokulu üzümler. Miktar biraz fazla olunca bir kısmını reçel olarak değerlendirelim istedik.

Malzemeler:
500 g. üzüm
250 g şeker
1 bardak su

Yapılışı:
Şeker ve su ocakta kaynatılır. Kaynama başladıktan sonra üzümler ilave edilir. 20 dakika kısık ateşte kıvam alana kadar pişirilir. Çok fazla pişirmemeye dikkat etmek gerekiyor. Aksi takdirde reçelimiz pekmezimsi bir kıvam alabiilir. Afiyet olsun.

Ispanaklı Börek

Pazarda gördüğüm ıspanaklar öyle tazeydi ki almadan edemedim. Uzun zamandır da börek yapmıyordum. Ispanakların bahanesiyle börek de yapmış oldum.

Malzemeler:
1 kg ıspanak
3 adet orta boy soğan
1 kg yufka
Tuz, karabiber
1 yumurta
1 bardak süt (ya da yoğurt)
1,5 çay bardağı zeytinyağı

Yapılışı:
Yemeklik doğranan soğanlar yarım çay bardağı zeytinyağıyla kavrulur. 2 cm kalınlığında doğranan ıspanak kavrulan soğanların üzerine ilave edilir. Tuz, biber eklenir. Ispanaklar suyunu salıp geri çektikten sonra ocaktan alınır. Soğumaya bırakılır.
Bir kasede yumurta, süt ve 1 çay bardağı zeytinyağ karıştırılır.
Yufkanın biri düz bir zeminde yayılır. Kasedeki karışımla yufka ıslatılır. Ispanaklı harçtan yufkanın her yerine eşit miktarda harç yayılır. Yufkanın bir köşesinden başlanarak sonuna kadar yuvarlanır. Ardından tepsinin ortasından başlanarak hazırlanan rulo kendi etrafında döndürülür. Tepsi dolduktan sonra üzerine yumurta sarısı sürülür. Susam ve çörek otu arzuya göre serpilir. 180 derece fırında üstü kızarana kadar pişirilir. Afiyet olsun.

Kestane Mantarı

Ailecek en sevdiğimiz mantar türü. Hem zahmetsizce hazırlanıyor. Hem de diğer kültür mantarlarına göre daha diri, daha hoş görünümlü ve daha lezzetli oluyor.
















Malzemeler:
1 paket kestane mantarı
50 g. tereyağ
Tuz

Yapılışı:
Mantarlar yıkandıktan sonra iri mantarlar dörde, küçükler ikiye doğranır. Tereyağla birlikte tavaya konur. Tuz eklenir. Kapağı kapalı olarak kısık ateşte 40 dakika kadar pişirilir. Mantarlar kendi suyunu salıp geri çektikten sonra hafif de kızarırlar. Kızarma sürecinden sonra mantarlarımız olmuş demektir. Afiyet olsun.

8 Kasım 2010 Pazartesi

Fırında Tavuk
















Malzemeler:
1 bütün tavuk
3 adet orta boy patates
Tuz
Kırmızı biber
Kekik

Yapılışı:
Tavuk iri parçalar halinde doğranır. Patatesler dilimlenir. Tepsiye önce tavuklar ardından patatesler dizilir. Üzerine tuz ve baharatlar gezdirilir. Tepsi ocakta 5 dakika kadar kısık ateşte pişirilir. 200 derece fırında patateslerin üzeri kızarıncaya kadar pişrilir. Afiyet olsun.

7 Kasım 2010 Pazar

Sütlaç









Malzemeler:
1 su bardağı pirinç
1 lt su
2 lt süt
2 yemek kaşığı pirinç unu
Vanilya

Yapılışı:
Pirinçleri suyla birlikte ocağa koyun. Pirinçler iyice yumuşayana kadar haşlayın. Gerekirse bir miktar daha su ilave edebilirsiniz. Pirinçler yumuşayıp suyunu çektikten sonra sütü ve şekeri ilave edin.
Pirinç ununu bir miktar soguk sütle karıştırıp yavaş yavaş ve karıştırarak sütlaca ekleyin. 10 dakika kadar daha kısık ateşte piştikten sonra vanilya ekleyip ocaktan alın. Kaselere servis edin. Bu ölçülerle orta boy kaselere 6-8 adet sütlaç elde ediliyor. Dilerseniz üzerine tarçın ekebilirsiniz. Afiyet olsun.

5 Kasım 2010 Cuma

Karnabahar Graten

Sonbaharla birlikte karnabahar pazarlarda, marketlerde daha fazla görünür oldu. Biz de evimizde karnabahar mevsimini başlatalım dedik ve ilk karnabahar tarifimiz böylece sizlerle.

Malzemeler:
1 orta boy karnabahar
1 yumurta
1 çay bardağı zeytinyağı
3 yemek kaşığı un
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kırmızı biber
1 yemek kaşığı kuru nane

Yapılışı:
Karnabahar tuzlu suda 15-20 dakika kadar haşlanır. Biz sebzeleri daha diri sevdiğimiz için 10 dakika kadar haşladım. Biraz sert oldu karnabaharlarımız. Süreyi arzunuza göre ayarlayabilirsiniz.
Bir kapta zeytinyağı, un ve baharatları karıştırıp çiçek çiçek ayırdığımız haşlanmış karnıbaharlarımızı bu karışıma bulayarak yağlanmış tepsimize diziyoruz. 200 derece fırına atıp üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Arzu ederseniz fırından almadan 10 dakika önce üzerine kaşar rendeleyebilir, ya da fırından çıktıktan sonra üzerine sarmısaklı yoğurt ve kızdırılmış tereyağ gezdirerek de servis edebilirsiniz. Afiyet olsun.

3 Kasım 2010 Çarşamba

Üzümlü Bademli Fındıklı Kek


Arada oğlum da yesin diye kekler yapıyorum. O vakit evde ne varsa ona göre oluşan bir şu'lu bu'lu kek çıkıveriyor ortaya. Bu kek de yine onlardan biri. Ara öğünlerde atıştırmalık olarak yemeyi çok seviyor. Biz de kenarından ortakçı olmuyor değiliz :)
Tarifimiz yine çok basit. Kat, karıştır, dök, pişir felsefesine dayanıyor. Bu felsefe de kime ait demeyin. Şimdi uydurdum.

Malzemeler:
3 yumurta
1,5 su bardağı şeker
1 su bardağı süt
1 çay bardağı sıvı yağ
2,5 su bardağı un
vanilya, kabartma tozu
Badem, fındık, kuru üzüm

Yapılışı:
Kuru malzemelerimiz un, vanilya, kabartma tozu, badem, fındık ve kuru üzüm bir kapta karıştırılır. Diğer kapta tüm sıvı malzemeler mikser yardımıyla çırpılır. Kuru malzemeler ile sıvı malzemeler birleştirilir. Birbirine iyice karışana kadar bir kaşık yardımıyla karıştırılır. Yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş kalıba dökülür. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 40 dakika kadar pişirilir. Afiyet olsun

2 Kasım 2010 Salı

18 ayımız

18. ayımızı tamamladık. Kelime haznemize pek çok yeni kelime ekledik. Kilo aldık, boyumuz uzadı. Saçlarımız uzadı. İki kez berber kortuluğuna oturduk ve hiç ağlamadık. Son aşımızı olduk ve aşı olurken de hiç ağlamadık.
Kişisel gelişimimiz ilerledi. Merhaba demeyi, tokalaşmayı, tam olmasa da el öpmeyi öğrendik. Korkmayı öğrendik bir de. ''Kooktu'' demeyi de tabi. Parklar en büyük eğlencemiz oldu havalar artık pek izin vermese de. Bu günlerde dedeye ''paaka'' diye tutturmalarımız sonuçsuz kalıyor hava soğuksa. Evde mama sandalyesini park yapmayı da öğrendik bu arada. Dışarı çıkamadığımız zamanlarda onunla idare ediyoruz. Altından girip üstünden çıkıyoruz.
Bir de doğuştan gelen temizlik tutkumuz var ki sormayın. Başlıca oyuncaklarımız elektrik süpürgesi, ütü, çamaşır makinesi. Bulaşık makinesi pek ilgi çekmiyor Allah'tan. Kalem ve kağıda da ilgimiz çok büyük. Arada kağıt yerine duvarları kullanmaya kalkışsak da artık olacak o kadar.
Niye mi çoğul şahısta yazdıklarım. Bu yapılanların oğluma ait olduğunu biliyorsunuz pek tabi. Ama ben kendimi oğlumdan ayıramıyorum; her annenin kendini evladından ayrı görememesi gibi.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Ebruli Günler










Acemiliğimi az da olsa üzerimden attım. Ebru bana alıştı ben ebruya. Gelgelelim aramıza giren minicik bir melek var. Buluşmalarımız artık daha seyrek olmak zorunda kalacak. Umarım geçen zaman bereketli ve güzel işler çıkarmaya yeter. Bu seneden başlangıçlar: